10 Şubat 2010, Çarşamba   |   English
Kullanıcı Adı:  Şifre: Kayıt Ol     Şifremi Unuttum
Eczacıbaşı : Bilgi ve İletişim Projelerinin Hepsi Verimli Olsaydı, Silicon Valley'e Nur Yağardı - 3
Yazan: Fusun S.Nebil      23 Kasım 2009, Pazartesi      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
Faruk Eczacıbaşı : "Bence bütün sivil toplum kuruluşları son 3 yıldır oldukça koordineli çalışıyorlar. Farklı açıdan politika oluşturulmasına destek verildiğini düşünüyorum. Hükümetin sivil toplum örgütlerini dinleme konusunda, duyarlı olduğunu düşünüyorum ama dinlenenlerin yapılması konusunda çabaların sınırlı kaldığını düşünüyorum. "Bütün herşeyde STK'ların payı var" diyemiyoruz. "

Röportajın ilk bölümünü Eczacıbaşı : Holding Bilişim Firmalarının Maliyetleri Yüksek Olunca Rekabetçi Olunmuyor - 1 ve ikinci bölümünü : EBI Bilişim Firması Kapanmadı, İş Geliştirme Fonksiyonu Başka Bölüme Aktarıldı - 2 başlıkları altında okuyabilirsiniz.


Faruk Eczacıbaşı da 14 yıldan beri bilişim alanında önemli bir sivil toplum kuruluşu olan TBV'nin de başkanı. Bu nedenle kendisine STK'ların konuya yaklaşımını ve yeterli bulup bulmadığını soruyoruz.

    Doğal olarak tabi yetersiz. Bence bütün sivil toplum kuruluşları son 3 yıldır oldukça koordineli çalışıyorlar. Farklı açıdan politika oluşturulmasına destek verildiğini düşünüyorum. Hükümetin sivil toplum örgütlerini dinleme konusunda, duyarlı olduğunu düşünüyorum ama dinlenenlerin yapılması konusunda çabaların sınırlı kaldığını düşünüyorum. "Bütün herşeyde STK'ların payı var" diyemiyoruz.

    Bilişimin tanımını doğrudan yapmak lazım. Örneğin "yasaklanan siteler" konusu; daha sonra "açılması peşinde koşmak" kimin sorunu; artık bilişimin kullanım alanları toplumun çok daha fazla mal edilmesi gereken konudur.

    1995 yılında TBV'yi kurduk, aynı amaçla ama daha ilk 5 yıl içinde, bilişim sektörü içinde öyle bir ayrışma yaşadık ki. Mesela Bilişim hukuku ile ilgilenmek, bilişimcilerin mi, hukukçuların mı işidir? Yeni yeni bir takım hukukçular ilgilenmeye başladılar.

    Ya da, eğitim konusu; bilişimcilerin mi, eğitimcilerin mi? Eğitimcilerin ve hukukçuların bilişim nosyonunun eksik olduğunu düşünüyorum. Mesela bilişim formasyonu eksik olan hakimlerin varlığı var.

    Temel soruya gelirsek, eksikliğini hissettiğimiz konuların çoğu tüketicilerin örgütlenmesinin ya da meslek birliklerinin örgütlenmesinin eksik olduğunu gösteriyor.

    Bugün bilişim eğitimi denildiğinde, ya programcılık ya da bir takım temel kabul ettiğimiz becerilerin (word, excel kullanımı, power point konularının) eğitimi olarak kabul ediliyor. Oysa, bugün her türlü meslek dalının bilişim nasıl kullanılırı öğrenmesi ve formasyonla birlikte eğitime gitmeleri lazım.

Söyleşimizin son bölümünde, Faruk Eczacıbaşı'na, Eczacıbaşı Holding'in risk sermayesi şeklinde bir konuya nasıl baktığını, ya da internet-telekom-bilişim alanındaki start-up projelerin finansmanı ile ilgilenip ilgilenmediğini soruyoruz.

    Bu tür projelere bakmıyoruz diye bir şey yok. Gerçekten verimli olduğunu görürsek, girmemek için bir neden yok. Ama ağırlık vermek istediğimiz konu; her zaman çekirdek alanlarımız oldu. Bunlar sağlık yatırımı ve yahut seramik yapı gereçleri. Kıyısından köşesinden bile olsa en azından bu alanlarla yatırım yapmak istiyoruz.

    Yatırım için bir bütçemiz var. Bunu kendi alanlarımızda kullandığımız zaman, maliyet düşük oluyor. İnternete belli bir 100 TL yatıracağız diyelim, internet üzerinden halı satan bir kuruma mı yatırım yapmayı tercih edersiniz, acil bekleyen sağlık alanında bir yatırıma mı harcamaya çalışırsınız? Biz Eczacıbaşı olarak, sağlık ile ilgili verimli bir projeyi tercih ederiz.

Ancak Faruk Eczacıbaşı, bilişim-internet alanındaki her yatırımın verimli olmadığına da işaret ediyor :

    10 sene öncesine göre en önemli farklardan birisi bilgi ve iletişim konusunda 10 sene önce ortaya çıkan projelerin verimliliklerin çok fazla olduğu varsayılıyordu. Gerçeğin öyle olmadığı ortaya çıktı. Gerçek öyle olsaydı Silicon Valley'e nur yağardı.

    10 sene içinde herşey başarısız oldu diyemeyiz ama öngördüğünüz şekilde de gitmedi. Devamlı Facebook, Amazon'dan bahsediliyor ama bunlar bir elin 2 parmağı kadar. Her dönem böyle bir şeyler oluyor.

    Bu alanlar başarısız oldu anlamına gelmiyor ama girişimcililik gibi normal başarı ve başarısızlık düzeyine geldiğini düşünüyorum. Yani 100 tanesinin 80 tanesinin başarılı olacağı sanılıyordu. Öyle olmadığı görülüyor.

Eczacıbaşı anlattıklarının daha iyi anlaşılması için şu örneklemeyi yapıyor :

    1930'larda telefonlar santrallarla kullanırken her telefon için bir santral memuresinin kullanılması gerektiği ortaya çıkmış. 10 sene sonra aslında her telefonun kendi santralına sahip olduğu görülmüş ve herkes kendi telefonunu kendi çevirmiş. Aynı şekilde 90ların sonunda 2008'li ya da 2009'lu yıllarda kitapçıların ortadan kalkacağı söylendi. Öyle de olmadı. Ama onun yerine Kindle çıktı.

    Yani bu iddiaların öngörülerin yapıldığı şartlar altında bunları düşünüyorsunuz ama şartlar değişebilir.
Yazan: Fusun S.Nebil      23 Kasım 2009, Pazartesi      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
  Bu Kategorideki Son 10 Yazı

  Yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.



Yorum yazabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Yukarıdaki giriş panelinden giriş yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz