| Yazan: Fusun S.Nebil | 08 Ekim 2007, Pazartesi | Sayfayı Yazdır | Tavsiye Et | Paylaş |
| Türkiye’de internet gelişiyor ama bir yandan da sanal suçlar da artıyor. Bu röportajımızda bu suçlardan sadece 5651 kapsamına girenleri ve site kapatmalarını konuşacağız. Çünkü site kapatmalarında bazen haklı kararlar olmasına karşın, kimi zaman da en son wordpress.com kapatmasında gördüğümüz gibi, sitenin tamamının kapatılması gibi, belki bir kişinin hakları korumaya ama diğer taraftan 20-30.000 kişinin haklarını çiğnemeye yönelik kararlar oluşturulabiliyor. İşte bunu biraz daha açmak ve tartışmak istiyoruz. İlerleyen zamanlarda bu konuda adli mercilerle yapılmış röportajlarımızı da göreceksiniz. Kısaca hatırlatmak gerekirse, 5651 mayıs ayında Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlülüğe giren ve İnternet Üzerinden Yapılan yayınları düzenleyen bir kanun. Kanunun 2 tanesi teşkilatlanması ile ilgili olmak üzere toplam 5 yönetmeliği var. Bunlardan internet cafelere (ya da kanunda geçen şekliyle toplu kullanım sağlayıcılar) ait olanı önümüzdeki günlerde yayınlanacak, siteler yer ve erişim sağlayanlara ait yönetmeliğin 23 ekimde, içerik sağlayıcıların (site) yönetmelikleri ise 23 kasımda yayınlanacak. 23 kasım sonrası (aralık ayı içinde) bu konuda bir toplantı düzenleyerek, tarafları bir araya getirmeyi de planlıyoruz. Sitemizi takip edenler hu toplantıyal ilgili bilgileri ilerleyen zamanlarda edinebilecekler. Gökhan Bey, bilişim suçları konusunda pek çok davada avukatlık yaptığınızı biliyoruz. Konumuz olan 5651 nolu kanunla ilgili olarak, bugün bize online yayıncıların Türkiye’de en çok muhatap oldukları dava çeşitleri nelerdir bir özetler misiniz? Avukat Gökhan Ahi : Olaya sadece online yayıncılar açısından bakarsak, gündeme en çok site engelleme kararları oturdu. Binlerce sayfası bulunan bir sitedeki tek bir içerik yüzünden tüm siteye erişimin engellenmesi, hukuktaki ölçülülük ve orantılılık ilkelerine ters düştü. Örneğin blog sitelerinde veya internet gazetelerinde, tek bir blog ya da haberin engellenmesi yerine tüm sitenin engellenmesine karar verildi. Online yayıncılık konusunda sık rastlanan başka davalar da oldu. Örneğin, asılsız iddiada bulunma, iftira, hakaret, haksız rekabet etme, dolandırıcılık gibi suçların kovuşturulduğu davalar da çok sık görüldü. 2006 sonunda, çocuk pornosu nedeniyle tutuklananlar oldu. O konuda daha sonra neler olduğunu takip edemedik. Bize bu konudaki gelişmeleri de özetler misiniz? Avukat Gökhan Ahi : Çocuk pornocusu olarak gazetelerde boy boy resimleri çıkan bir çok kişinin aslında çocuk pornocusu olmadığı ortaya çıktı. Tutuklananların büyük bir kısmı, porno içerik sağlayan site sahipleriydi. Kanuna göre çocukluk sınırı 18 yaş olduğundan, yaşı 18'den küçükmüş gibi görünen kişilerin bulunduğu resimlerden ve videolardan dolayı tutuklanan bazı site sahiplerine 1 yıl ile 8 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi. An itibariyle, bazı davalar halen devam ediyor ve neredeyse bu davalarda tutuklu yargılanan kalmadı. Gerçekten çocuk pornosuyla uğraşıp yargılananlar da oldu, ama bunların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Yeni kanun online yayıncılara ne tür mecburiyetler getiriyor? Avukat Gökhan Ahi : Yeni kanun online yayıncılara bir nevi sınırsız sorumluluk getiriyor. Kanun, online yayıncıları içerik sağlayıcı olarak kabul ediyor ve sağladığı her tür içerikten sorumlu tutuyor. Ancak, tam olarak kimin içerik sağlayıcı olduğu konusunda bir açıklık yok. Örneğin, bir forum sitesi sahibinin veya haber sitesi sahibinin içerik sağlayıcı olduğu konusunda bir kuşkumuz yok. Fakat, foruma mesaj yazan, habere yorum yapan, video sitesine video ekleyen kişi de içerik sağlayıcısı sayılır. O zaman şöyle bir sorun ortaya çıkacaktır. Sahibi belirlenemeyen hukuka aykırı bir içerikten dolayı site sahibi içerik sağlayıcı olarak sorumlu tutulacak mıdır? Eğer böyle bir sorumluluk kabul edilirse “cezaların şahsiliği” ilkesine ters düşülmüş olur. Kanunda, direkt içerik sağlayan ve dolaylı içerik sağlayan ayrımı yapılsaydı daha iyi olabilirdi. Böylelikle konusu suç teşkil eden ve site sahibinin haberi olmadan konulan içerikten dolayı site sahibi sorumlu olmayacaktı. Yeni kanunun içerik sağlayıcılar için getirdiği başka bir düzenleme daha var. Kendisiyle ilgili yapılan içerikten rahatsız olanlar, aynen basındaki gibi cevap ve düzeltme hakkını kullanıp ilgili sitedeki içeriği çıkartmak isteyebilirler. Bu talebini önce içerik sağlayana, eğer ulaşamazlarsa yer sağlayıcıya bildirecekler, talepleri olumlu karşılanmazsa mahkemeden bu yönde bir karar çıkarttırabilirler. Bu durumda, içerik sağlayan mahkeme kararına uyarak ilgili içeriği yayından çıkarmak ve ilgilinin gönderdiği cevabı bir hafta boyunca yayınlamak zorunda. İnternetin basın gibi algılanarak bu tür bir düzenleme yapılması çeşitli sakıncaları beraberinde getirecektir. Röportajın devamına burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz. Düşüncelerinizi aşağıdaki bölüme ya da burayı tıklayarak erişebileceğiniz blog'a yazabilirsiniz. |
| Yazan: Fusun S.Nebil | 08 Ekim 2007, Pazartesi | Sayfayı Yazdır | Tavsiye Et | Paylaş |
| Bu Kategorideki Son 10 Yazı |
| Yorumlar |